Buradasınız: Anasayfa / Güzel Özlü Sözler ve Şiirler / Anneler Günü Şiirleri, Annelere Özel Mesajlar

Anneler Günü Şiirleri, Annelere Özel Mesajlar

Sponsor Bağlantılar

Bir birinden güzel Anneler (Analar) Günü Mesajları ve Şiirleri
Anneler Günü için kısa bir cevap
Anneler günü için yazılmış şiirler değildir bu şiirler bizler için her gün anneler günü onlar biricik çiçeğimizdir.Onları yalnız bir güne sığdırmanın yanlışlığını size bırakıyoruz. Analarımız bizi yılmadan yıkılmadan büyük gayret ve zorluklarla büyütmüş, bizler ne kadar büyürsek büyüyelim onların gözünde hala çocuğuz dur bu Allah’ın Analara vermiş olduğu büyük rahmet ve lütfudur.

ANNEME MEKTUP
Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.
Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim.

Necip Fazıl Kısakürek

ANACIĞIM
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı?

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan
Vefalı ellerinden öperim anacığım.
Ümit Yaşar Oğuzcan

ANACIĞIM
Bir gün sılaya geldiğimde
Bir şeyler sezersen halimde
Hiç şaşmayasın anacığım
Başımı koyup dizlerine
Uzun uzun ağlayacağım
Bütün insanların yerine
Cahit Sıtkı Tarancı

ANNEM
Annelerin en güzeli,
Sensin, benim güzel annem.
Ilık esen bahar yeli,
Sensin, benim güzel annem.

Güneş yüzlü, altın kalpli,
Ağır başlı, tatlı dilli,
Meleklerin eşi sanki
Sensin, benim güzel annem.

Açan çiçek, çağlayan su,
Gülümseyen engin duygu,
Evimizin mutluluğu
Sensin, benim güzel annem.
H.Latif SARIYÜCE

111111111111111111111111111111111111111111111111
ANNEM
Annelerin en güzeli,
Sensin, benim güzel annem.
Ilık esen bahar yeli,
Sensin, benim güzel annem.
Güneş yüzlü, altın kalpli,
Ağır başlı, tatlı dilli,
Meleklerin eşi sanki
Sensin, benim güzel annem.
Açan çiçek, çağlayan su,
Gülümseyen engin duygu,
Evimizin mutluluğu
Sensin, benim güzel annem.

ANNECİĞİM
Ne sevimli bir annesin!
Ne tatlıdır senin sesin!
Benim canım mısın nesin
Sen olmazsan yapamam ben!

Senden yakın kim var bana?
Kalbim, canım bağlı sana!
Üzüntüm yok ondan yana
Seviyorsun beni de sen.

Gülsem güler yüzün
Ağlamamdan alır hüzün…
Senin gecen ve gündüzün
Işık alır sanki benden!
Rakım ÇALAPALA

ANNE
Annemi ben çok severim,
Melek annem, güzel annem,
Üzülmesin sakın derim
Melek annem, güzel annem.

İyi doğru sözler onda,
Şefkat dolu gözler onda,
Sevgi, ışık var yolunda,
Melek annem, güzel annem.

Anne yüzü ne asil yüz,
Anne gözü ne derin göz,
Anne özü, pırlanta öz,
Melek annem, güzel annem.
Rıfat Necdet EVRİMER

ANNECİĞİME
Örneğimsin iyilikte,
Veren elsin anneciğim.
İnceliği güzellikte,
Deren elsin anneciğim.

Sen ağaçsın, ben bir yaprak,
Ben fidanım, sense toprak,
Evimizde, tertemiz, ak,
Açan gülsün anneciğim.

Ayağında cennet yolu…
Anneciğim, gül kokulu.
Sımsıcacık, sevgi dolu,
Esen yelsin anneciğim.

Sevgin bana güven verir,
Derdim biter, erir bir bir.
Sensin en duygulu şiir,
Bir masalsın anneciğim.
Rıfkı KAYMAZ

ANNEM
Bağım olsa, bahçem olsa
İpek kumaş bohçam olsa,
Sabah olsa, akşam olsa
Annem gitmese yanımdan.

Her zaman baksam yüzüne,
Uyurum yatsam dizine.
Rastlamadım kem sözüne
Sesi çıkmaz kulağımdan.

Bir sözünü iki etmem.
Canımı verir incitmem
Annemsiz cennete gitmem
Onu severim canımdan
İbrahim ŞİMŞEK

ANNEM
Seni ne kadar özlediğimi
Anlatamam
Sana sarılsam bir kez daha
Ayrılamam
Annem sensiz hayat çok acı
Dayanamam
Seni ne kadar sevdiğimi sözle
Yazıyla anlatamam
Anneciğim sen bensiz olamazsın
Biliyorum
Bende sensiz olamıyorum
Seni çok seviyorum.
Emine ÇELİK Kasım – 1985

ANNE
İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum.

Acı nedir
Tatlı nedir… Bilmezdin
Dilin damağın
Ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum.

Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini…
Tülün duvağın
Ben oldum!

Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
‘Onun Annesi’ diyorlar…
Bu yeter sevgilim bu yeter bana!

Bir dediğini iki
Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın…
İncinmedim;
İlk oyuncağın
Ben oldum.. Yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum…

Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum
Annen oldum!
Arif Nihat Asya

ANNE
Ağaç olsan
Dal olurum anne
Yaprak olurum
Sana gelirim
Deniz olsan
Sel olurum anne
Irmak olurum
Sana gelirim
Bahçe olsan
Gül olurum anne
Toprak olurum
Sana gelirim
Güneş olsan
Yol olurum anne
Bayrak olurum
Sana gelirim
Tacettin Şimşek

MELEK
Annesi dün Zeynep’e:
“Melek Yavrum!” diyordu.
İşitince bu sözü
Kız merak etti, sordu.:

-Melek yavrum ne demek?
Doğrusu anlamadım.
Melek kanatlı olur:
Hani benim kanadım?

Cevap verdi annesi:
-Üç yavrum daha vardı,
Onlar kanatlanarak
Elimden uçmuşlardı.

Hepsi yalnız bıraktı,
Bu talihsiz kadını,
Bari sen uçma diye
Kopardım kanadını!
Faruk Nafiz Çamlıbel

ANNECİĞİM
Ak saçlı başını alıp eline,
Kara hülyalara dal anneciğim!
O titrek kalbini bahtın yeline,
Bir ince tüy gibi sal anneciğim!

Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,
Gecenin ardında yine gece var;
Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,
Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!

Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
Kanadın yayılmış, çırpınmak için;
Bu kış yolculuk var, diyorsa için,
Beni de beraber al anneciğim!
Necip Fazıl Kısakürek

HAYAT NEDİR ANNE?
Benim hiç sapanım olmadı anne,
Ne kuşları vurdum,
Ne de kimsenin camını kırdım…
Çok uslu bir çocuk değildim ama
Seni hiç kırmadım, hep boynumu kırdım.
Ben hayatım boyunca
Bir tek kendimi vurdum!

Suskun görünsem de,
Fırtınalı ve mağrurdum anne.
Bir mızrak gibi,
Aynada hep dik durdum anne!
Ben sana hiç bir gün laf getirmedim,
Leke sürmedim.
Ama göğsümü çok hırpaladım,
Kalbimi çok yordum…
Ben hayatım boyunca,
En çok kendimi sordum!
Yusuf Hayaloğlu

ANAMA
Dokuz ay koynunda gezdirdi beni
Ne cefalar çekti ne etti Anam
Acı tatlı zahmetime katlandı
Uçurdu yuvadan yürüttü Anam

Anaların hakkı kolay ödenmez
Analara ne yakışmaz ne denmez
Kan uykudan gece kalkar gücenmez
Emzirdi salladı uyuttu Anam

Doğurdu beni Sivas ilinde
Sivralan Köyünde tarla yolunda
Azığı sırtında orak elinde
Taşlı tarlalarda avuttu Anam

Ben yürürdüm Anam bakar gülerdi
Huysuzluk edersem kalkar döverdi
Hemen kucaklayıp okşar severdi
Çirkin huylarımı soyuttu Anam

Çocuğudum Anam bana ders verdi
Okumamı çalışmamı on gördü
Milletine bağlı ol da dur derdi
Vatan sevgisini giyitti Anam

Tükenmez borcum var Anama benim
Onun varlığından oldu bedenim
Kimi koylu kızı kimisi hanim
Ta ezel tarihte kayıtlı Anam

Veysel der kopar mı Analar bağı
Analar doğurmuş ağayı beyi
İşte budur sözlerimin gerçeği
Okuttu öğretti büyüttü Anam
Aşık Veysel

SOL YANIM ACIYOR ANNE
Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktım da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali, “Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder.”
demişti de onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen, sağ elimde sarımsak, sol elimde
soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu.
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde:
Şuram acıyor işte, şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.

Dün sabah annesi Ayşe’nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, “hadi yavrum sınıfa” dedi.
Ben de ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
“Öğretmen ne oldu dedi”?
“Düştüm, dizim çok acıyor” dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.

Bugün ben de saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam; “Ben bilmem ki kızım.” dedi.
Bari okula sen götür dedim.
“Kızım, iş…” dedi.
Ben de “bana ne dedim”, ağladım.
“Kızım, ekmek” dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne.

Herkesin çorapları bembeyaz,
benimkiler gri gibi.
Zeynep, “Annem, beyazlara renkli çamaşır
katmadan yıkıyormuş” dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uffff, babam, her gün domates
peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye,
börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını
bilmez anne.

Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor?
İzin verme anne,
Ne olur toprağına el sürdürme!
Eve gidince aklıma geliyor bi de
bunun için ağlıyorum anne.
Bak, kavanoz yanımda,
toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne?
Her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp
başucuma koydum.

Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum
anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan
bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama
bana ne kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi,
nasıl anlatacağım anne.

Senin adın geçince sol yanım
acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince
Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim anne, çooook…

ÇOCUKLARIN Kahramanı MAY ANA’YA
Ateş Ana, otuz kez başlardan taç giyen
kırk başlı kız,
pişkinliği veren sensin pişmiş nesneye,
buzların biçimini bozan sensin;
yaklaş bize, çevremize dolan,
baba gibi ol bize!
Yaklaş bize, çevremize dolan,
ana gibi ol bize!
Her kiri gideren sensin deniz suyunda,
ak bir çakmak taşıyla kesen sensin göbek bağını;
süt içersin Süt Denizi’nden,
Surum dağında açtın oyun yerini
saçları güzelce taranmış May Ana,
kırk kızın ortasında öyle saf May ana,
otuz kızın arasında öyle saf May ana,
Ağzı öyle saf May ana!
İndin ak Ülgenlerden,
indin ayın gökkuşağından,
güneşin gökkuşağından,
indin çatal bir değneğe dayanarak
buraya gelmek için, tutarak altın yayı,
saçları incecik May Ana!
Korkutma yavruları,
onları yed küçücük omuzlarıyla,
sıkıca bastır göğsünde,
sağ kolunun altına al,
sağ memenle emzir onları,
kem gözden sakla onları,
kötü bilicilerden esirge.
Kötü bir ruh yaklaştıkça
ger altın yayını
ve yayınla ve savutunla
sav ne gelirse kötü ruhtan!
Yaklaştırma yöremizde dolanan ruhu,
yavuz yeli indirme,
uzak tut kişiden tüm ağrıları,
götür onu elinle her iyiliğe,
esirge ruhun uyanışını,
çalının kökünü pekiştir!

Tevelüt Türkleri / Orta Asya VIII. yy.

ANNELER VE ÇOCUKLAR
Anne öldü mü çocuk
Bahçenin en yalnız köşesinde
Elinde siyah bir çubuk
Ağzında küçük bir leke
Çocuk öldü mü güneş
Simsiyah görünür gözüne
Elinde bir ip nereye
Bilmez bağlayacağını anne
Kaçar herkesten
Durmaz bir yerde
Anne ölünce çocuk
Çocuk ölünce anne

Sezai Karakoç

HASBİHAL
Anne, zannetme ki günler geçti de
Değişti evvelki hissim gitgide!
Bir hırçın çocuğum, değişmez huyum
Seneler geçse de ben yine buyum!
Senden umuyorum teselli yine!
Bugün şefkatine, muhabbetine
Zanneder misin ki yok ihtiyacım?
Belki eskisinden daha muhtacım!
Dünyanın tükenmez kederlerinden
Kalbim kırılsa da böyle derinden,
Hayatım büsbütün ye’se kapılmaz.
Teselli bulurum içimden biraz
O derin sevgini hatırlarım da!
Her gece hıçkıran dudaklarımda
Hasretle anılan senin adın var.
Anne, hayatımda bir tek kadın var.
Beni aldatmadı, sevdi daima!
Gittikçe ruhumu saran bu humma
Başka sevgilerden yadigâr, anne!
Sevmeyen sevenden bahtiyar, anne!

Orhan Seyfi Orhon (1890-1972)

ANNE
İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum!
Acı nedir, tadı nedir? Bilmezdin:
Dilin, damağın ben oldum!
Elinin ermediği, Dilinin dönmediği Çağlarda, yavrum;
Kolun, kanadın ben oldum..
Dilin, dudağın ben oldum!

Belki kıskanırlar diye Gördüklerini,
Sakladım gözlerden Gülücüklerini:
Tülün duvağın Ben oldum!

Artık isterlerse, adımı
Söylemesinler bana:
“Onun annesi” diyorlar.
Bu yeter, sevgilim, bu yeter bana!
Bir dediğini iki
Etmeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim, sana O kadar ısındım ki.
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim…
Gün oldu, kırdın.
İncinmedim:

İlk oyuncağın Ben oldum, yavrum,
Son oyuncağın Ben oldum!
Lâyık değildim; Lâyık gördüler: yavrum,
Annen oldum, yavrum, Annen oldum!

Arif Nihat Asya

ANNE
Anne inleyen bir ney, anne hicrandan yumak,
Gözleri buğulu, nemli ve her zaman zar zar.
Kaderidir annenin ocaklar gibi yanmak,
Hep hüzünlü eser onun ikliminde rüzgâr.

Kuşlar gibi titrer o güneş yüzlü nevhayâl,
Simasında alacakaranlık endişesi.
Her mevsim ayrı bir ızdırap, ayrı bir melâl;
Dilinde özleyişlerin sihirli bestesi…

Sinesi sımsıcak, çehresi de imalıdır,
Semtinde her dem bir büyülü rayiha eser.
Duyguyla süzülmüş gözleri hep hummalıdır,
Altın şakaklarında sarı güller gibi ter.

Rahmet-zahmet iç içe.. bilmez geçen zamânı,
Ne yazları, ne kışları, ne renkli bahârı,
Ne gurûbu ne de şafağın söktüğü ânı,
Her zaman duman dumandır o nazlı efkârı..

Bir kuluçka gibi sancılı gecelerinde,
Hep şefkatle çarpan kanat sesleri duyulur..
Amansız hislerin öldüren pençelerinde,
Yüreği bir matkap salınmış gibi oyulur.

Elemi çok olsa da şekvâsı işitilmez,
Bir Eyyûb sabrıyla göğüsler hiç-olmazları..
Onda ızdırap bitmez, acılar dinmek bilmez,
Sönmeyen bir azimle aşar aşılmazları.

Kanmaz asla sevmeye; o, sevgiye susuzdur;
Şaire “su” dedirten hisle “evlât” der inler.
Herkes derin uykularda iken o uykusuzdur,
El açar Yaratan’a balalarını diler…

Yürüdüğü yol, onun hislerinin yoludur,
Durmaz, bir süvari gibi yürür doludizgin.
O, yeryüzünde en ululardan uludur,
Sinesi meleklerin sinesi kadar engin.

Zambaklar gibi sihirli çehrende,
Varlığımı kucaklayan bir ışık;
Duydum o duyulmazları sinende,
Sen bir rüyasın benim için artık…

Nuru öteden pırıl pırıl siman,
Ukbâ derinlikleriyle büyülü.
Tülleniyor hülyalarımda her an,
Ölümsüz ruhunun bembeyaz tülü.

Bir yâd-ı cemilsin, kabrin sineler,
Hazan yaşamıştın; ölüm baharın.
Duayla gerilmiş bütün gönüller,
Berzah yamaçlarında bestekârın.

Makbule LEMAN; Kitâbullah / İsmail SAFA

ANNEM ANNECİĞİM
Mazide kalan hatıra gibi
Şevkatli kollarını aç bana anne
Geceler çok soğuk, sessiz ve karanlık
Üşüdüm, üstümü örtsene anne
Anne, anne, anneciğim

Yanımda olmanı ne çok isterdim
Dizine yatıpta uyurdum anne
Dilimde dua gözümde rüyasın
Seni çok istedim hasretim anne
Anne, anne, anneciğim

Uyandım uykudan aradım seni
Sağıma soluma bakındım anne
Geceler çok soğuk, sessiz ve karanlık
Üşüdüm, üstümü örtsene anne
Anne, anne, anneciğim…

Z.Müren


KADINLAR GİTTİĞİNDE

Kadınlar gittiğinde arkalarında büyük boşluklar bırakırlar
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde yetim-öksüz kalan çok olur.
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler,
Özenle saklanmış küçülmüş giyisiler, dolap diplerindeki kurdeleler
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar.
Yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksının
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz
Değerini kimse anlayamaz krom hac tasının
Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.
Bayat ekmekten yapılan tatlı,
Artan sebzeden yapılan türlü
Kısık sesle çalınan radyo
Tozlanan sehpa
Duvarda asılı çerçeve

BİR KADIN GİTTİĞİNDE ÖKSÜZDÜR
Bir kadın gittiğinde,
Geçmişini sorguladığı ayna
Sürülmeyen ruj
Suyu değişmeyen vazo
Tıkır, tıkır giyilmeyen terlik
Karanlık kalan oda küskündür
Bir kadın gittiğinde
Zile basmaz komşular
Yanmaz ocak
Isınmaz yatak
Halıların boynu bükük
Çeşmeler şırıltısızdır
Bir kadın giderken arkasından neler götürür.
Bir kadın gittiğinde, ne çok kişi gider aslında
Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci
Bir ANNE gider
Bir dost
Bir arkadaş
Bir sevgili
Ne çok kişi yok olur, bir kadın gittiğinde
Ne çok kişi yetim-öksüz kalır

Hilda SARICA

ANNEM
Bağım olsa, bahçem olsa
İpek kumaş bohçam olsa,
Sabah olsa, akşam olsa
Annem gitmese yanımdan
Her zaman baksam yüzüne,
Uyurum yatsam dizine.
Rastlamadım kem sözüne
Sesi çıkmaz kulağımdan.
Bir sözünü iki etmem.
Canımı verir incitmem
Annemsiz cennete gitmem
Onu severim canımdan

Annem Tek Varlığım
Ey şefkati bol varlığım,
Sayende olmaz darlığım,
Türkiye’m ve uygarlığım,
Anam benim, şefkat selim.
Ninnilerle hep uyutan,
Sevgisi kalbimde yatan,
Bana çok meziyet katan,
Anam benim tek varlığım.

ANNE
Annemi ben çok severim,
Melek annem, güzel annem,
Üzülmesin sakın derim
Melek annem, güzel annem.
İyi doğru sözler onda,
Şefkat dolu gözler onda,
Sevgi, ışık var yolunda,
Melek annem, güzel annem.
Anne yüzü ne asil yüz,
Anne gözü ne derin göz,
Anne özü, pırlanta öz,
Melek annem, güzel annem.
O gülerse çağlayanım,
O ağlarsa ağlayanım,
Ona gönül bağlayanım;
Melek annem, güzel annem.

GELEMEM ANNE
Bu acıya dayanmıyor yüreğim
Sensiz yaşanır mı bilemem anne
Sana kavuşmaktır benim dileğim
Vakit dolmayınca gelemem anne
Doğmak murat ise elbet ölüm hak
Bana çok zor geldi böyle ayrılmak
Seni örter iken şu kara toprak
Gayri yeryüzünde gülemem anne
Geceleri uyku girmez gözüme
Yakar beni ateş düştü özüme
Doymadım ki ben senin gül yüzüne
Şimdi koklamaya bulamam anne
Çekiçoğlu ölüm zor gelir dile
Ağlamak sızlamak boşa nafile
Sana kavuşmayı istesem bile
Ecel gelmeyince ölemem anne
Uyuyan Güzel Anneye
Anne, bahar geliyor uyansana
Çık altın eşikte bekle beni,
En güzel tılsımları buldum sana
Koklayabilmek için nefesini.
Yeni açmış şu erik hatırlatır
Bana ağaçları çok sevdiğimi,
Sevginle mi ıslanmış şu sonsuz kır,
O kara bırakmışsın gözlerini.
Gül güzel annem benim, benim rüyam
İçimden çiçekli bir yol var sana,
Senin yerine biraz ben uyusam
Anne bahar geliyor uyansana.

ANNEME ŞİİR
Annemi ben çok severim,
Melek annem, güzel annem,
Üzülmesin sakın derim
Melek annem, güzel annem.
İyi doğru sözler onda,
Şefkat dolu gözler onda,
Sevgi, ışık var yolunda,
Melek annem, güzel annem.
Anne yüzü ne asil yüz,
Anne gözü ne derin göz,
Anne özü, pırlanta öz,
Melek annem, güzel annem.
O gülerse çağlayanım,
O ağlarsa ağlayanım,
Ona gönül bağlayanım;
Melek annem, güzel annem.

Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Seni Düşünürüm - Nazim HİKMET Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiketler: annelere özel şiirler, anneler günü şiirleri, ANNELER GÜNÜNE ÖZEL ŞİİR, anneler gunu ozel siirler, anneler günü toplu şiir, benim annem güzel annem şiiri, kızların annelerine yazdığı en güzel yazılar ve şiirler

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top