Buradasınız: Anasayfa / Güzel Özlü Sözler ve Şiirler / Kutlu doğum haftası ile ilgili şiirler

Kutlu doğum haftası ile ilgili şiirler

Sponsor Bağlantılar

Kutlu doğum haftası ile ilgili kısa şiirler yaza bilir misiniz?
Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in doğumunu anlatan şiirleri kısaca yazmaya çalıştık. Salat ve selam onun üzerine olsun. Allahumme salli ale muhammed ve ali muhammed.
Kutlu Bir Doğum Şiiri
Seni sevmek dindir, imandır
Hasta gönüllere dermandır
Kıtlık sonrası bir harmandır
Yaratandan ulu fermandır

Tarihte Kutlu Bir Doğum anı
Beş yüz yetmiş bir yirmi nisanı
Gelişi sevindirir insanı
Alır gider derdini tasanı

Anmak için toplandık meydana
Sevdaları içtik kana kana
Saygı duyduk bütün hatırana
Mahcup olmayalım diye sana.
Adil BÜYÜKÇOLAK

Canım Peygamberim Şiiri
Sen gelmeden müjdeledi seni İncil, Tevrat Zebur,
En güzel örnek olarak,
En güzel ahlak olarak,
Canım peygamberim.

Yine Kuranla haber verdi seni Allah,
Sen en güzel ahlak üzeresin,
Sevdi seni en kötü düşman bile,
Canım peygamberim.

En sonunda gördü düşman,
En güzel ahlakı,
Akın akın seçti İslam’ı,
Canım peygamberim.
Muhammed Ü.

Benim Peygamberim Şiirleri
Alemlere rahmet olarak gönderdi,
Yaratmazdı sen olmasaydın felekleri,
Sen içimizdeyken azap etmezdi,
Benim peygamberim çok güzeldi.

İman edenler için bir rahmetti,
Aslı nur, cismin ademdi,
Bizlere nur saçan bir kandildi,
Benim peygamberim çok güzeldi.

Üstün ve çok merhametli,
Yüzünde azamet ve hakimiyeti;
İnsanlık aleminin en şereflisi,
Benim peygamberim çok güzeldi.

Bütün varlıkların en yücesi,
Alemlerin göz bebeği,
Yaratılmışların en güzeli,
Benim peygamberim çok güzeldi.

Cismani suretlerin en mükemmeli,
O göz kamaştırıcı güzelliği,
Kalblerin cilası tek sahibi,
Benim peygamberim çok güzeldi.

Bedenlerin şifası ve afiyeti,
Gözlerimizin nuru kamer ışığı,
İnsanları kurtarmaktı emeli,
Benim peygamberim çok güzeldi.
Ramazan Çağlar

Kutlu Doğum Haftası Şiiri 2015
Senin aşkın yanar bin bir gönülde,
Ateştir Yâ Rasulallah ateştir
Alan senden ışık yıldızdır, aydır
Güneştir Yâ Rasulallah güneştir

Yolun yoldur senin emrin emirdir
Uhud, Hayber güneştir, ay Bedir’dir
Bilirsin ümmetin artık ne birdir
Ne üçtür Yâ Rasulallah ne beştir

Ne gün aşkınla gözler pür-elemdir
Bizim için gün o gündür dem o demdir
Bu âsi ümmetin Türk’tür, Acem’dir
Arap’tır Yâ Rasulallah Habeş’tir

Bu aşk ancak senin aşkınla kaim
Döner Yâ Hak deyip câhil ve âlim
Bu Abdullah arar maksudu dâim
Eriştir Yâ Rasulallah eriştir.
Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu

Can Peygamberim Şiiri
Sen Resuller resulüsün
Gönülbahçemizin gülüsün.
Taa yüreğimiz içinde gömülüsün.
Gül kokuyor o güzel teninde
Alemlere rahmetsin can peygamberim
İsmin bir duadır her gönülde
Canım fedadır yolunda can peygamberim

Ben gülleri çok severim,
Gül Sensin, gülşen sensin,Güneş Sensin,
Rehberimsin, son Peygamberimsin.
Sevgi pazarında bir tezgâh açtım;
Serdim yüreğimi, yolunun üstüne,
Çünkü senin yolunda dert, derman olur;
Ateş güle döner, gülistan olur!..
Cümle âlemlere bir fermân olur;
Gül açmazki bir daha gülün üstüne.

HZ MUHAMMED (SAV) Şiiri
Hasretini anlatmak o kadar zorki,
Zamanın çıldırdığı bu umman içinde.

Masallar okurken şu insanoğlu,
Umman’ın başlangıcına seni yazdım.
Hicranla geçen yıllarını okudukça,
Allah’ıma senin şefaatin için yalvardım.
Mutluluğu tattım seni dinledikçe,
Mutluluğu içtim o ummanını gördükçe.
Ezan-ı muhammedî arşa yükseldikçe,
Dâvâ’nın kıymetini yeniden anladım.

(Salavat-ı şerife getirmek mutluluk deryamdır
Anlamadan seni yargılayanlar kanayan yaramdır
Veda hutben ise hikmetli nasihatındır.)
Rafet Maden

CANIM EFENDİM Şiiri
Yıllarca ufkuna bakan gözlerim,
Cemalini ister, canım efendim.
Seni anlatmaktan aciz sözlerim,
Her an erimekte, canım efendim.

Hayat eksenimin sonsuz odagı,
Oksüz ve yetimlerin sıgınagı,
Sen sabah yıldızlarının ışıgı,
Sen şefkat elçisi, canım efendim.

Lahuti bir sefer olsa da gitsem…
Kumlara batsam, ayağına düşsem,
Gül Ramazan’a varıp kendimden geçsem,
Sen sevda iksiri, canım efendim.

Ay yüzlü, güzel sözlü hem sultanım,
Fedadır can, canan ve bütün varım,
Seninle olmaktır en güzel kararım,
Sen güllerin şahı, canım efendim.

Buzlar erir içimde bitmez SAVaş,
Gönlümde bir hüzün, gözümde yaş,
Sensizlik içimde kordan bir telaş,
Kalbimin barışı, canım efendim.

Alemlere rahmet rüzgarısın sen,
Kur’an kiliminde en güzel desen,
Benim de rüyama bir defa gelsen,
Can dayanmaz oldu, canım efendim.
Sadullah ÇELİK

40 Yaşındasın Şiiri
Rahmetini umarak
Günahkar bir dille;
Allah azze ve celle

Ya rasulallah,
Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
Kalbimizden seyrediyoruz seni.

İşte
Bir yaşındasın,
Beni sa’d yurdundasın
Sana süt anne olmadı kadınlar
Bu yüzden dargın bulutlar
Bir damla yağmur indirmiyor
Kıtlık hüküm sürüyor beni sa’d yurdunda
Minicik bir bulut var gökyüzünde
Sana aşık…
Ayrılmıyor başucundan
Ve insanlar yağmur duasında…
Hz.halime kucağına alıyor seni
Yeryüzünde bir gölgelik…seni güneşten korumak için
Oysa minicik bulut gökyüzünde
Sana meftun, sana kilitli…
Ve dua eden rahibin kucağındasın
Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
Ama sen unutmuyorsun
Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
Büyüyor, büyüyor…
Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
Çoğusu bilmiyor seni…

Altı yaşındasın
Medine-i münevvere yolundasın
Yanında aziz annen ve ümmü eymen
Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
Sonra yolda, ebva’da öksüzlük karşılıyor seni
Mekke’ye annesiz giriyorsun
Abdulmuttalip bir başka seviyor seni
Ebu talip bir başka seviyor

Ya rasulallah
Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
Onlar anne deyince sen yere mi bakardın
Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı ebva’ya
Kaç gece anne diye hıçkırdın
Efendim!
Senin yerine de anne dedik annemize
Senin yerine de baba dedik

Yirmi beş yaşındasın
Ve bambaşkasın
Kimse sana denk değil
Şefkat yayıyor kokun
Güven veriyor sesin
Sen muhammed-ül emin’ sin

Otuz üç yaşındasın
Dalga dalga rahmet var

Otuz beş yaşındasın
Hadi gel bekletme yar
İniltiler çalıyor kapısını göklerin
Hadi gel bekletme yar
Sinesi çatlayacak rasul bekleyenlerin…
Hadi gel ey yâr!
Nurdağına davet var

İşte
Kırk yaşındasın
Hira nur dağındasın
Cibril iniyor göklerden
Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ” ah! ” sın
Karanlık gecelerimize sabahsın
Sen nebiyullahsın
Sen habibullahsın
Sen rasulullahsın

Niye incittilerki seni sultanım
Niye işkence yaptılarki sana
Ebu talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar
Himayesiz kaldın diye mi
Kabe’deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne
” amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin ” diyişin
Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza
Başına pislikler saçılıyor
Başlar feda o mübarek başına
Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar
Biri koşuyor mekke sokaklarından sana doğru
Biri koşuyor ama sanki yere inmiş arş-ı Âla
” bu koşan kimdir ” diye bir soru dolaşıyor boşlukta
Bu koşan kim?
Ve cevap veriyor biri:
Muhammed’ in kızı fatımatüz-zehra
Velilerin anası…
Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın
Sana yeryüzünde en çok benzeyen
Gülmesi sen, ağlaması sen
” ağlama kızım ” diyişin geliyor aklımıza
Niye çıkardılar ki yurdundan seni
Himayesiz kaldın diye mi
Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni
Seni yetim bulup barındıranı
Seni alemlere rahmet kılanı
Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun
Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun
“seni bizim elimizden kim kurtaracak” diyorlardı
Sen,
Sen ” allah! ” diyordun
Allah azze ve celle
Semayı haşyet kaplıyordu
Sen ” allah! ” diyordun
Arş-ı Âla titriyordu
Bedir’ de ” allah! ” diyordun
Üç bin melek iniyordu alaca atlarda
Yüz yirmi beş bin sahabi :
” anam babam sana feda olsun ” diyordu

Ya rasulallah
Medine-i münevvere sokaklarında yürüyordun
Neccar oğulları’nın küçük kızları seni görünce
Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi
” beni seviyor musunuz ” diye sormuştun onlara
” seni çok seviyoruz ya habiballah ” demişlerdi
Sen de:
” allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum” demiştin
Bu gün yaşayan gençler var
Neccar oğulları’nın kızları diğil belki
Ama seni onlar da çok seviyor
Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar
Senden başka kimseleri yok
Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

Altmış üç yaşındasın
Refik-i Âla duasındasın
Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu
Kenarları beyazdı
Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın
Ve mübarek ellerini dizine vurarak :
” görüyor musunuz ne kadar güzel ” demiştin
Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti :
” anam babam sana feda olsun ya rasulallah, onu bana ver ”
Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile
İstendiğinde katiyyen ” hayır ” demediğini bile bile
” peki ” dedin o zata
Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin
Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı
Aynı cübbeden yine yine diktiler
Ama giyinmek nasip olmadı
Haberler uçurmuştun ebu hureyre’ nin diliyle :
” benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne evladımız olsaydı diyecekler ”
Ve hz. enes ile paylaşmıştın özlemini
” beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim”

Sultanım!
Ey medine minberinde ” ümmeti, ümmeti ” diye hüznü giyen sevgili
Ey mekke mihrabında alemler hesabına ” allah! ” diyen sevgili
Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey’ at ettik
Rabbinden bize ne getirdi isen amenna
Duyduk, itaat ettik

Ya rasulallah
Sen hâlâ kırk yaşındasın
Ve hâlâ ümmetinin başındasın.

Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Kitaplarla kurulan dostluk ile ilgili şiir Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiketler: kutlu doğum haftası ile ilgili şiirler, kutlu doğum haftası ile ilgili şiir, kutlu doğum haftası ile ilgili şiirler kısa, kutlu doğum haftasıyla ilgili şiirler, kutlu doğum ile ilgili şiirler, kutlu doğum haftası ile ilgili kısa şiirler, kutlu doğum haftası ile şiirler, kutlu doğum haftası ile ilgili şiirler alatan, kutlu doğum haftası ile ilgili akrostiş şiirler

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top