Buradasınız: Anasayfa / Sorular ve Cevaplar / Hz Adem’in Hatası ve Cennetten Kovulması

Hz Adem’in Hatası ve Cennetten Kovulması

Sponsor Bağlantılar

Adem’in Hatası ve Cennetten Çıkarılması Hakkında Ansiklopedik Bilgi

Hz. Âdem ve eşi cennete yerleştiril­dikten sonra kendilerine, bir tek ağaç dı­şındaki bütün meyvelerden yiyebilecek­leri bildirilmiştir. Tevrat’a göre, Rab Al­lah’ın cennette bitirdiği ağaçlar içinde iki tanesi özel isim ve nitelikleriyle bildiril­mektedir ki bunlar “Hayat ağacı” ve mey­vesi Âdem ile eşine yasaklanan “İyilik ve kötülüğü bilme ağacıdır. Bu ağacın meyvesinden yemenin cezası ölümdür. [584] “Hayat ağacı” kav­ramı dünyanın pek çok yerinde ve eski şarkta bilinmekteydi. Mayalar’da, Cermenler’de, Vedalar’da ve eski Mısır’da bu inanç mevcuttu. Âsur-Bâbil metinle­rinde ise daha çok “Ölümsüzlük bitkisi” olarak yer almaktaydı. Hayat ağacı ölüm­süzlük bahşetmektedir ve ilâhlara mah­sustur. Çeşitli varlıklarla korunduğun­dan ona ulaşmak zordur.

Hayat ağacı Kitâb-ı Mukaddeste bir­çok defa geçmekte [586] ölüm­süzlük ağacının dışında, ilâhî hikmet ve beşerî faziletlere de delâlet etmektedir. Ahd-i Atîk araştırmalarında, Tekvin ki­tabının ikinci ve üçüncü bablarında söz konusu edilen hayat ağacının mahiyet ve rolünün tesbitinde büyük güçlükler­le karşılaşılmıştır. Tekvîn’de (2/9, 3/ 22) hayat ağacı, bilgi ağacı ile birlikte anılmaktaysa da anlatımda sadece bilgi ağacı söz konusu edilmektedir. Ayrıca Tekvin 3/3, bahçenin ortasına sadece bilgi ağacını, Tekvin: 2/9 İse bilgi ağa­cı ile birlikte hayat ağacını da koymak­tadır.
Diğer yönden Adem’e yasakla­nan ağaç da hayat ağacı değil, bilgi ağa­cıdır. Eğer hayat ağacı yasaklanmışsa onun hakkında bilgi verilmesi gerekirdi. Halbuki kutsal kitap yazarı, hayat ağa­cını sadece zikretmekle yetinmektedir. Eğer yasaklanmamışsa, insanın kade­riyle bir ilgisi olmadığına göre zikredil­mesinin sebebi nedir? Araştırmalar bu­nu, Tekvîn’in ikinci ve üçüncü bablarındaki iki ayrı kaynağın mevcudiyetiyle izah etmektedir. Buna göre hayat ağa­cından bahseden Tekvîn’in bu kısmı (3/22-24) metne sonradan ilâve edilmiştir
Tevrat’ta, “Şimdi elini uzatmasın ve hayat ağacından almasın ve yemesin ve ebediyen yaşamasın” [588] de­nilmek suretiyle hayat ağacının ölüm­süzlük bahşetme vasfı belirtilmektedir. Yahudi geleneğinde hayat ağacı, kökleri semada, dallan yeryüzünde olarak tas­vir edilmiştir.

Bilgi ağacı (iyiliği ve kötülüğü bilme ağacı), Tevrat’a göre hayat ağacı ile be­raber [590] veya tek başına [591] cennetin ortasında bulun­maktadır ve Tanrı Âdem’e onun mey­vesini yasaklamıştır. Ölümsüzlük bah­şeden hayat ağacı olduğu halde, Tanrı niçin bilgi ağacını yasaklamış ve Âdem’e ondan yediği takdirde öleceğini bildir­miştir? Bazılarına göre bu iki ağaç aynı­dır. Süleyman’ın Meselleri’nde (3/18) ha­yat ağacı ilâhî hikmetle aynı sayılmıştır. Diğerlerine göre ise hayat ağacına ulaş­mak kolay değildir. O, ancak iyi ve kötü­nün bilgisini yani hikmeti elde etmekle bulunabilecektir. Hayat ağacı, Gılgamış’-ın okyanusun dibinde aradığı ölümsüz­lük otu gibi gizlidir. Ona ulaşabilmek için hikmete sahip olmak, hikmeti elde etmek için ise bilgi ağacından yemek
lâzımdır. Tekvîn’de (2/22) bilgi ağacı, hayat ağacının yerini bildiren bir unsur olarak belirtilmektedir. Yılanın Havva vasıtasıyla Âdem’i bilgi ağacının meyve­sini yemeye ikna etmesine gelince, yahudi ve hıristiyan geleneğinde yılan kö­tülük ruhunu (şeytan) temsil etmek­tedir.

Şeytan ise insanın ebedîliğine kar­şı olduğundan, Âdem’in hayat ağacına yaklaşmasına engel olmuş, ölümsüzlük verir diyerek bilgi ağacından yedirmiş, böylece de ölümlü olmalarına sebep ol­muştur. [592] Bir diğer izah tarzına göre ise yılan, ölümsüzlüğü kendi elde etmek istiyordu. Bunun için de diğer ağaçlar arasına gizlenmiş olan hayat ağacını bulması gerekiyordu. Bu sebeple, hayat ağacının yerini bildirme­si için Âdem’i bilgi ağacından yeme­ye ikna etmiştir. [593] Mişna (Sanhedrin, 70J), iyiyi ve kötüyü bilme ağacının üzüm asması olduğunu bildirmekte, Henok (Enoch) kitabı 124/ 21 ise onu yedi dağın arasına yerleştir­mektedir. Yahudi geleneği bu yasak meyvenin incir veya buğday başağı ol­duğunu da nakletmektedir. [594] Bu yasak ağacın gerçek bir ağaç olmayıp bir sembol ol­duğu da ileri sürülmüştür. İskenderiye Yahudiliği ve Philon. yasak ağacın cin­sî ilişkiyi ifade ettiği kanaatindedirler. Bazı kilise babalarınca da benimsenen bu yorum tasvip görmemiştir. [595] Bilgi ağacının doğru­yu yanlıştan ayıran ahlâkî değer, kültür ve akıl anlamında dünyevî bilgi, cihan­şümul veya ilâhî bilgi olduğu da iteri sü­rülmüştür.

Kur’an’a göre, Âdem ve Havva cenne­te yerleştikten sonra orada Allah’ın ni­metlerinden diledikleri gibi faydalanıyor­lardı. Allah onları yasak ağaca yaklaş­mamaları hususunda uyardı:
“Ey Âdem! Eşin (Havva) ile birlikte cennete yerleş; orada çekinmeden istediğiniz her yerde cennet nimetlerinden yiyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın; sonra ikiniz de za­limlerden olursunuz” [597] Kurân-ı Kerîm’de bu ağacın mahiye­ti hakkında bilgi verilmemiştir. Sadece şeytanın Âdem ile Havva’ya çirkin yerle­rini göstermek için, “Rabbiniz başka bir sebepten dolayı değil, sırf melek olur­sunuz yahut ebedî kalıcılardan olursu­nuz diye şu ağacı size yasakladı” [598] ve “Ey Adem! Sana ebedîlik ağa­cını ve yok olmayacak bir hükümranlığı göstereyim mi?” [599] diyerek onları yanılttığı belirtilmektedir. Bu ko­nuda sahih hadislerde de başka bilgi yoktur. Diğer İslâmî kaynaklarda yer alan ve bu ağacın hayrı ve şerri bilme ağacı veya üzüm asması, buğday, incir ağacı vb. bitki türlerinden biri olduğunu belirten rivayetler ise İslâm dışı kay­naklara dayanmaktadır.

Hz. Âdem’in yasak ağaca yaklaşması ve Allah’ın yasağını çiğnemesinin şekli ve neticeleri hakkındaki bilgiler Tevrat ve Kur’ân-ı Kerîm’de farklılıklar göster­mektedir. Tevrat’a göre kır hayvanları­nın en hilekârı olan yılan, Aden’deki bahçede (cennet) yaşamakta olan Hav­va’ya yaklaşmış, “Allah bilir ki ondan yediğiniz gün, o vakit gözleriniz açıla­cak, iyiyi ve kötüyü bilerek Allah gibi olacaksınız” diyerek onu yasak ağacın meyvesinden yemeye ikna etmiş, daha sonra Havva yasak meyveden Âdem’e de yedirmiştir. [601] Kitâb-ı Mukaddes’in, “İblis ve şeytan denilen büyük ejder, bütün dünyayı saptıran eski yılan yeryüzüne atıldı ve onun me­lekleri kendisiyle beraber atıldılar” [602] ifadesinden de anlaşılacağı gibi bu yılanın şeytan olduğu söylen­mektedir. Apokrif kaynaklarda şeytanın yılanın içine girdiği ve Havva’nın yalnız kalmasını gözleyerek ona yasak ağacın meyvesini yedirdiği nakledilmektedir.

[603] Başka bir rivayete göre ise semadan kovulan şeytan, o sırada kanatları olan ve konuşabilen yılana Âdem ile Havva’yı iğvâ etmesini öğretir. [604] Kur’ân-ı Kerîm’de yılandan söz edilmemiştir. Bazı İslâm tarihi kitaplarında geçen bu yı­lan unsuru tamamen İslâm dışı kay­naklara dayanmaktadır. Kur’an’a göre onları yasak ağaca yaklaşmaya teşvik eden şeytandır. Âdem’e karşı açık bir kıskançlık içinde bulunan şeytan, önce Allah’ın emrine karşı gelerek Âdem’e secde etmemiş [605], sonra da onu aldatarak günah işleme­sine sebep olmuştur. Şeytanın cennete girişi ve Âdem ile Havva’ya yaklaşması konularında Kur’an ve sahih hadislerde bilgi yoktur. Diğer İslâmî kaynaklardaki bilgiler ise genellikle apokrif yahudi kaynaklarından alınmıştır.

Tevrat’a göre yasağı çiğnemelerinin sonucu olarak ikisinin de gözleri açılır, çıplaklıklarının farkına varırlar ve incir yapraklarından kendilerine örtü yaparlar [606] Kur’ân-ı Kerîm’e göre de yasağı çiğnemenin hemen ar­dından utanılacak yerleri kendilerine gö­rünmüş ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerine örtmeye başlamışlardır. [607] Tevrat’a göre kadın için asıl ceza gebelik sıkıntıları, çocuk doğurma sancıları ve erkeğin hâkimiyetinde olmak, erkek için asıl ceza ise geçim temini için toprak­la uğraşmak, toprağa dönünceye kadar alın teriyle yiyeceğini sağlamak ve sıkın­tılı bir hayat geçirmek [608], kısaca Aden bahçesinden atılmaktır. [609] Kur’an’a göre de Âdem ve eşi, işlenilen bu suç sebebiyle içinde bulundukları cennetten, belirli bir müddet yaşamaları için yeryüzüne in­dirilmişlerdir. İnsanlar arasındaki düş­manlıklar da yasağı çiğnemiş olmanın bir cezasıdır.

Hıristiyanlar Âdem’in yasak ağaca yaklaşmakla büyük bir günah işlediği­ne, Allah’ın gazabına uğradığına, onun bu günahının kıyamete kadar her yeni doğan çocuğa geçtiğine, dolayısıyla on­ların da günahkâr olarak doğduklarına, ancak vaftiz edilmek suretiyle cehen­nemlik olmaktan kurtulduklarına ina­nırlar. Bu aslî günah inancı, hıristiyan kültür ve felsefesinin ana fikridir. Hıris­tiyanlık’ta insan kötülüğün içinde rehbersiz bırakılmıştır, günahı ile baş başa kalmıştır. İslâm’a göre ise Allah yol gös­terici, bağışlayıcı ve yardım edicidir. Za­ten Âdem de cennetten atıldıktan sonra rabbinden birtakım kelimeler almış ve tövbesi kabul edilmiştir. [611] İslâm’a göre suç ve ceza ferdîdir; kimse kimsenin günahından sorumlu değildir.

Kur’ân-ı Kenm’de, hıristiyan itikadının aksine, Âdem’in hatasının ve cezasının ferdîliği. Allah’ın insanlara yönelttiği şu hitapla da belirtilmiştir;
“Yalnız size benden bir hidâyet geldiği zaman kimler benim hi­dâyetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir; in­kâr edip âyetlerimizi yalanlayanlar ise ateş ehlidir, orada ebedî kalacaklardır”

İslâm âlimleri Âdem’in yasak ağaçtan uzak durması yönündeki ilâhî emre uy­mamasının Allah’a bir isyan ve büyük günah sayılıp sayılmayacağı konusu­nu tartışmışlardır. Bu tartışma, daha çok Tâhâ sûresinin 115 ve 121. âyetleri­nin üslûbundan kaynaklanmaktadır. Bu sûrenin 121. âyetinde Âdem ve Havva’nın şeytana aldanarak yasak ağa­cın meyvesinden yedikleri belirtildikten sonra, “Böylece Âdem rabbine âsi olup yolunu şaşırdı” denilmektedir. Bu âyet­teki “qaşâ” fiili. Mu’tezile mezhebine göre, Hz. Âdem’in büyük günah işlediği anlamına gelmez; o, küçük günah, baş­ka bir tâbirle zelle işlemiştir.

Bunun “Asi oldu” fiili ile ifade edilmesi, insan­lar için bir uyarı maksadı taşımakta, bir bakıma onlar, “Sakın, büyük günah şöy­le dursun, önemsiz hataları bile küçümsemeyiniz!” şeklinde uyarılmaktadır. [614] Ehl-i sünnet âlimle­rinin çoğunluğu bunun bir günah oldu­ğunu, yani Âdem ile Havva’nın yasağı çiğnemek suretiyle emre karşı geldikle­rini ve bu yüzden âsi olduklarını kabul etmişlerdir. Ancak bazı âlimler Tâhâ sû­resinin 115. âyetinde geçen, “Andolsun ki biz daha önce Âdem’e emir vermiştik; ancak o unuttu ve biz onu azimli bul­madık” mealindeki ifadeyi göz önüne alarak. Âdem’in yasaklanmış ağaca gü­nah işleme azmi olmaksızın dalgınlıkla yaklaştığını belirtmişlerdir. Nitekim Hasan-ı Basrî, “Vallahi, o unuttuğu için âsi oldu” demiştir.

Ayrı­ca İslâm âlimlerinin kanaatine göre bu olay Âdem cennette iken. yani peygam­ber olmadan Önce cereyan etmiştir. O zaman ne ümmet, ne de cemaat vardı. Âdem’in kasıtsız olarak işlediği bu ha­ta, tövbe etmesi üzerine Allah tarafın­dan bağışlanmış, yeryüzüne indikten bir müddet sonra da kendisine peygam­berlik verilmiş, böylelikle o ilk insan, ilk baba ve ilk peygamber olmuştur. Aslın­da Hz. Âdem ve eşinin şeytanın igvâsı-na kapılmaları, pişmanlık duymaları ve tövbe etmeleri, tövbelerinin kabul edilmesi, cennetten çıkarılmaları gibi hadi­seler, onların soyunun dünya hayatına ait macerasının bir hulâsası gibidir. Bu ilk günah ve daha sonraki gelişmelerin, yeryüzünde insanlar da haramlara yak­laştıktan sonra ataları Âdem gibi sa­mimiyetle tövbe ederlerse tövbelerinin kabul edilebileceğini, günah karşısın­da insan için bir tövbe ve af müessese­sinin daima işleyeceğini, insanın böyle­likle kemale ereceğini gösterdiği dü­şünülebilir.

Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Yezidiler Kimdir ve Neye Taparlar? Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiketler: hz ademin cennetten kovulması, adem havva nin cennetten çıkarılmasına sebep olan meyve E, ilk insan hz adem ve hz havva nın cennetten kovulması kısaca, hz adem cennetten neden çıkarıldı, hz adem cennetten kovulması, hz adem neden cennetten kovuldu, hazreti adem cennetten neden çıkarıldı, hz adem ve hz havvanın cennetten kovuluşu, hz adem ve hz havvanın cennetten kovuluşu özeti

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top