Buradasınız: Anasayfa / Sorular ve Cevaplar / Kuran’da büyü ile ilgili ayetler

Kuran’da büyü ile ilgili ayetler

Sponsor Bağlantılar

Kuran’da büyü ve sihir ile ilgili ayetler nelerdir

Ve onlar Süleyman’ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil’deki iki meleğe Harut’a ve Marut’a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: “Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkâr etme” demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah’ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi. (2/102)

Eğer iman edip kendilerini kötülükten korusalardı, şüphesiz, Allah tarafından verilecek sevap daha hayırlı olacaktı. Keşke bunları anlasalardı! (2/103)

Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (taş, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar -ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna- dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyle kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı beğendim. Kim, gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (5/3)

Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. (5/90)

Allah şöyle diyecek: “Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu’l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de yetişkin iken de, insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da (yine) iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı, alacalıyı iznimle iyileştiriyordun, (yine) benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun. İsrailoğullarına apaçık belgelerle geldiğinde onlardan inkâra sapanlar, “Şüphesiz bu apaçık bir sihirdir” demişlerdi (de) İsrailoğullarını senden geri püskürtmüştüm.” (5/110)

Biz Kitabı üzerine yazılı bir kağıtta göndersek ve onlar elleriyle dokunsalar bile, inkâr edenler, tartışmasız: “Bu apaçık bir büyüden başkası değildir” derler. (6/7)

Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak. (6/112)

Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Kuşkusuz bu büyük günahtır. Gerçekten şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız şüphesiz siz de Allah’a ortak koşanlar olursunuz. (6/121)

Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun ve kavmine gönderdik de o mucizeleri inkâr ettiler; ama, bak ki, fesatçıların sonu ne oldu! (7/103)

Allah hakkında gerçekten başkasını söylememek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim; artık İsrailoğullarını benimle bırak!” (7/105)

(Firavun) dedi ki: Eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan onu göster bakalım. (7/106)

Bunun üzerine Musa asasını yere attı. O hemen apaçık bir ejderha oluverdi! (7/107)

Ve elini (cebinden) çıkardı. Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi. (7/108)

Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: “Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür.”; (7/109)

Bütün bilgili sihirbazları sana getirsinler. (7/112)

Sihirbazlar Firavun’a gelip dediler ki: “Eğer biz galip olursak, herhalde bize bir karşılık (armağan) var, değil mi?” (7/113)

(Firavun): Evet hem de siz mutlaka yakınlarımdan olacaksınız, dedi. (7/114)

(Sihirbazlar), Ey Musa sen mi (önce) atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım? dediler. (7/115)

(Musa:) “Siz atın” dedi. (Asalarını) atıverince, insanların gözlerini büyüleyiverdiler, onları dehşete düşürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmiş oldular. (7/116)

Biz de Musa’ya, “Asanı at!” diye vahyettik. Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. (7/117)

Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti. (7/118)

İşte Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düşerek geri döndüler. (7/119)

Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. (7/120)

Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler. (7/121)

“Musa’nın ve Harun’un Rabb’ine ” dediler. (7/122)

Firavun dedi ki: “Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Bu, hiç şüphesiz şehirde, halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında (başınıza gelecekleri) göreceksiniz! (7/123)

Mutlaka ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım!” (7/124)

Onlar da : ”Biz zaten Rabbimize döneceğiz”.dediler. (7/125)

Sen sadece Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara inandığımız için bizden intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Bize bol bol sabır ver, müslüman olarak canımızı al, dediler. (7/126)

Ve dediler ki: “Bizi sihirlemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz.” (7/132)

İçlerinden bir adama: “İnsanları uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri katında ‘gerçek bir makam’ olduğunu müjde ver” diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkâr edenler: “Gerçekten bu açıkça bir büyücüdür” dediler. (10/2)

Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: “Bu elbette apaçık bir sihirdir” dediler. (10/76)

Musa: “Size hak geldiğinde (böyle) mi söylersiniz? Bu bir büyü müdür? Oysa büyücüler, kurtuluşa ermezler” dedi. (10/77)

Firavun: “Bana bütün bilgin büyücüleri getirin” dedi. (10/79)

Sihirbazlar gelince Musa onlara: Atacağınızı atın, dedi. (10/80)

Onlar atınca, Musa dedi ki: “Sizlerin (ortaya) getirdiğiniz büyüdür. Doğrusu Allah onu geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Allah bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez.” (10/81)

“Suçluların hoşuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır.” (10/82)

O’nun arşı su üzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur. Andolsun onlara: “Gerçekten siz, ölümden sonra yine diriltileceksiniz” dersen, inkâr edenler mutlaka: “Bu, açıkça bir büyüden başkası değildir” derler. (11/7)

Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar, (15/14)

Mutlaka: “Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz” diyeceklerdir. (15/15)

Biz onların seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin: “Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliriz. (17/47)

Andolsun, biz Musa’ya apaçık dokuz ayet (mucize) vermiştik; işte İsrailoğullarına sor; onlara geldiği zaman Firavun ona: “Gerçekten ben seni büyülenmiş sanıyorum” demişti. (17/101)

Dedi ki: “Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp çıkarmaya mı gelmiş bulunuyorsun?” (20/57)

“Madem böyle, biz de sana buna benzer bir sihirle geleceğiz; şimdi sen, bir ‘buluşma zamanı ve yeri’ tesbit et, bizim de senin de karşı olamayacağımız açık geniş bir yer olsun” dedi. (20/58)

Musa: Buluşma zamanınız, bayram günü, kuşluk vaktinde insanların toplanma zamanı olsun, dedi. (20/59)

Bunun üzerine Firavun dönüp gitti. Hilesini (sihirbazlarını) topladı; sonra geri geldi. (20/60)

Musa onlara: Yazık size! dedi, Allah hakkında yalan uydurmayın! Sonra O, bir azap ile kökünüzü keser! İftira eden, muhakkak perişan olur. (20/61)

Bunun üzerine onlar, durumlarını aralarında tartıştılar; gizli gizli fısıldaştılar. (20/62)

Dediler ki: “Bunlar her halde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp-çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler.” (20/63)

“Öyle ise hilenizi kurun; sonra sıra halinde gelin! Muhakkak ki bugün, üstün gelen kazanmıştır.” (20/64)

Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce atan biz olalım. (20/65)

Dedi ki: “Hayır, siz atın.” Sonra hemen (ne görsün) sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü. (20/66)

Musa, birden içinde bir korku duydu. (20/67)

“Korkma! dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin.” (20/68)

“Sağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz.” (20/69)

Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: “Harun’un ve Musa’nın Rabbine iman ettik” dediler. (20/70)

(Firavun) Şöyle dedi : Ben size izin vermeden önce ona inandınız öyle mi! Hakikat şu ki o, size büyü öğreten ulunuzdur. Şimdi elleriniz ile ayaklarınızı tereddüt etmeden çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Böylece, hangimizin azabının daha şiddetli ve sürekli olduğunu iyice anlayacaksınız. (20/71)

Dediler ki: “Seni, bize gelen açık açık mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Öyle ise yapacağını yap! Sen, ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin.” (20/72)

“Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak-sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir.” (20/73)

Kalpleri hep eğlencede(gaflette),hem o zalimler şu gizli fısıltıyı yaptılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz? (21/3)

Bunlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir belde iman etmemişti; şimdi bunlar mı iman edecekler? (21/6)

(Resûlüm!) de ki: Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir? (23/84)

“Allah’a aittir” diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız! de. (23/85)

Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş’ın Rabbi kimdir? diye sor. (23/86)

“(Bunlar da) Allah’ındır” diyecekler. Şu halde siz Allah’tan korkmaz mısınız! de. (23/87)

Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir? diye sor. (23/88)

“(Bunların hepsi) Allah’ındır” diyecekler. Öyle ise nasıl olup da büyüye kapılıyorsunuz? de. (23/89)

“Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?” Zulmedenler dedi ki: “Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.” (25/8)

Yazık bana! Keşke falancayı (bâtıl yolcusunu) dost edinmeseydim! (25/28)

(Firavun) Çevresindeki önde gelenlere: “Bu” dedi “Doğrusu bilgin bir büyücüdür.” (26/34)

Dediler ki: Onu ve kardeşini eğle ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder; (26/36)

Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler. (26/37)

Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi. (26/38)

Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi hemen toplanın), denildi. (26/39)

(Firavun’un adamları:) Eğer üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız, dediler. (26/40)

Büyücüler geldiklerinde, Firavun’a: “Şayet biz galip gelirsek bize bir ücret var gerçekten, değil mi?” dediler. (26/41)

Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden de olacaksınız. (26/42)

Musa onlara: Ne atacaksanız atın! dedi. (26/43)

Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve: Firavun’un kudreti hakkı için elbette bizler galip geleceğiz, dediler. (26/44)

Sonra Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuveriyor! (26/45)

Anında büyücüler secdeye kapandılar. (26/46)

“Alemlerin Rabbine, iman ettik” dediler. (26/47)

“Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik” (26/48)

(Firavun) Dedi ki: “Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım.” (26/49)

“Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.” (26/50)

“Biz, ilk iman edenler olduğumuz için Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umarız.” (26/51)

Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.” (26/153)

Onlar şöyle dediler: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin! (26/185)

Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: “Bu, apaçık olan bir büyüdür.” (27/13)

Musa, onlara apaçık olan ayetlerimizle geldiği zaman: “Bu, düzüp uydurulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik” dediler. (28/36)

Fakat onlara tarafımızdan o hak (Peygamber) gelince: “Musa’ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?” dediler. Peki, daha önce Musa’ya verileni de inkâr etmemişler miydi? “Birbirini destekleyen iki sihir!” demişler ve şunu söylemişlerdi: Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz. (28/48)

Kâfir olanlar dediler ki: Biz hiçbir zaman bu Kur’an’a ve bundan önce gelen kitaplara inanmayacağız. Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf sayılanlar, büyüklük taslayanlara: Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk, derler. (34/31)

Onlara, apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda: “Bu sizi babalarınızın taptıkların(ilahlar)dan alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir” dediler. Ve dediler ki: “Bu, düzülüp uydurulmuş bir yalan (iftira)dan başka bir şey de değildir.” İnkâr edenler de kendilerine geldiği zaman hak için: “Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir” dediler. (34/43)

“Bu, açıkca bir büyüden başkası değildir” dediler. (37/15)

Aralarından kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve kâfirler: Bu pek yalancı bir sihirbazdır! (38/4)

Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır. (38/7)

Firavun’a, Haman’a ve Karun’a. Ama onlar: “(Bu) Yalan söyleyen bir büyücüdür” dediler. (40/24)

Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: “Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız.” (43/30)

Ve onlar dediler ki: “Ey büyücü, sende olan ahdi (sana verdiği sözü) adına bizim için Rabbine dua et; gerçekten biz hidayete gelmiş olacağız.” (43/49)

Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o inkâr edenler kendilerine gelmiş olan hak için dediler ki: “Bu, apaçık bir büyüdür.” (46/7)

Fakat o, ‘bütün kişisel ve askeri gücüyle’ yüz çevirdi ve: “(Bu) Ya bir büyücü veya bir delidir” dedi. (51/39)

İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: “Büyücü ve cinlenmiş” demişlerdir. (51/52)

“Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz.” (52/15)

Onlar bir ayet (mucize) görseler, sırt çevirirler ve: “(Bu) Süregelen bir büyüdür” derler. (54/2)

Hani Meryem oğlu İsa da: “Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah’tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi “Ahmed” olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim” demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: “Bu, açıkça bir büyüdür” dediler. (61/6)

Böylece: “Bu yalnızca, ‘aktarılarak öğrenilen’ bir büyüdür” dedi. (74/24)

De ki:”Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım, (113/1)

Yarattığı şeylerin şerrinden, (113/2)

Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, (113/3)

Ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden, (113/4)

Ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım! (113/5)

Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Kurandaki Ayetler Neye Göre Sıralanmıştır Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiketler: kuranda büyü ile ilgili ayetler, büyü ile ilgili ayetler, kuranda büyü, SİHİR BATILDIR AYET, büyü ve sihirle ilgili ayetler, kurandan büyü ayetleri, kuranı kerimde büyü lle ilgili ayetler, SİHİR AYET, sihir büyü falcılık ile ilgili test soruları

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top