Buradasınız: Anasayfa / Sorular ve Cevaplar / Mü’min mü’minin aynasıdır…

Mü’min mü’minin aynasıdır…

Sponsor Bağlantılar

Mü’min mü’minin aynasıdır…

Saygıdeğer Hocam,

Dün derste nasihat kavramına “Mü’min müminin aynasıdır” hadis-i şerifi üzerinden bir açılım kazandırmaya çalışırken algımda bir kırılma oldu. Bugüne kadar aklıma gelmeyen tarafı ile hadis üzerinde düşünmeye başladım. Çevremdeki arkadaşlarımla fikir alışverişinde bulunuyorum. Ne var ki anlama çabalarım beni önce şu sonuçlara; bunların ötesinde de çıkmaza götürüyor:

Eğer ;

Dersem ki bu hadis-i şerif; “–iyilikte ve kötülükte- saf mü’min tipinin birbirinde yansımasının pürüzsüz olacağından haber veren ama her zaman hali ifade etmeyen; olması gereken hali anlatan bir formattır,” sorun yok.

Dersem ki bu hadis; “hali anlatır ama sıfatları birbirine benzeyen mü’minler arasında geçerlidir” yine sorun yok,

Görüntü veren düzgün, aynadaki yansıma genelde bozuk ise ve dersem ki; “aynaların odak noktası bozuk” -bu şeytanın iğvası değilse- gene sorun yok.

Şöyle düşünüyorum; Hadisin zahiri anlamı karşımdaki mü’mini bana ayna olarak takdim ediyor, aynanın tabii vasfı da benim görüntümü bana iade etmesi, karşımdaki aynaya bakarken görüntü bozuksa görüntü sahibi olarak ben bizatihi bozuk görüntünün kendisiyim.

Bu durumda aynaya kızıp onu kırmak, ona küsüp bir daha bakmamak yerine aynadaki görüntüyü düzeltecek bir özeleştiri ve yenilenme hareketi içine girip kendime dönmeliyim. Buraya kadar yine bir sorun yok.

Ama,

Görüntü kalitelerini bir bir önüme açıp -şeytanın üflemelerini de hesaba katmaya çalışarak insafla- değerlendirme yapmaya geçtiğimde, zaman zaman “ama bu görüntü bana ait değil” diye canhıraş çırpınmaya başlıyorum ve, “O görüntü bana ait değil neresini ve de nasıl düzelteyim?” İmkansızlığının ya da zorluğunun içine düşüyorum. Sonra şu yorumlamayı dikkate alıyorum, “Kusurlarımızı öğrenmenin bir başka yolu da, başka Müslümanlara bakmaktır.” Hadisin bir tarafı bunu da anlatıyor biliyorum, ama ısrarla karşımdaki ayna beni gösterir, şayet görüntü bozuk ise bu benim kendi görüntüm, ben kendimi düzeltmedikçe görüntü düzelmeyecektir. Ama kimi bozuk görüntülerin sahibi de ben değilim, eğer yanılıyorsam ve o görüntü bensem “eyvah, eyvah!” krizinin başladığı noktaya geri dönüyorum, tabii o zaman da tıkanıyorum ve de bunalıyorum.

Bunun adı vesvese ise ben onu terk etme noktasında tedbirlere başvurur ve biiznillah def ederim. Hadisi anlamama yardımcı olacak âyet-i kerimeler ve kardeş hadisler var da ben tutunmasını beceremiyorsam iz sürmeme yardımcı olur musunuz? (Zihnimi bu kaynaklardan bağımsız işletmiyorum aslında, ama sonuçta o kaynaklara vukufiyetim oranında kulaç atıyorum, tabii ki yetmiyor).

Teşekkür ederim.
Muhtereme Hanımefendi Kardeşim,

Bu hadisin bu cümlesinin önünde ve ardında gelen ibarelerin rivayet zincirine göre aldığı farklılıklara bakılacak olursa (Buhari, Ebu Davud, Tirmizi, Münavi vd.), ilk dönemden itibaren hadisin nasıl anlaşılacağı hususunda farklı bakış açıları geliştirilmiş. Özetle bu:

1. Mü’min kendini karşısındaki mü’minde seyreder ve kendine çekidüzen verir. Kusurlarını onda görür.

2. Mü’min kişi, kardeşine bakınca gördüğü kusurları hemen ona hamletmemeli, “Acaba karşımdaki kişi kendi kusurlarımı seyrettiğim bir ayna mıdır?” diye sormalı.

3. Mü’min muhatabı olan mü’mine ayna olmalı ve onu edebine uygun olarak düzeltmeli, gözündeki çapağı kendisine göstermeli ve onu daha da güzelleştirmeli.

4. Mü’min muhatabını edebine uygun olarak düzeltmeye kalkınca karşısındaki o mü’mine kızmak yerine teşekkür etmeli. Zira o aynalık yapmıştır. Aynaya kızmamalı.

5. Mü’min içindeki imanı mü’mine yansıtan bir ayna olmalı. Bu yansıma sayesinde iman kardeşliği tesis edilmeli.

Bu ihtimallere dahası da eklenebilir.

Hadisin bir vechinin sebeb-i vüruduna baktımızda sadece mü’minin değil kâfirin de aynası olduğu anlaşılıyor. Çünkü Efendimizin yüzüne gelip onu yeren şeyler söyleyen bir müşrikten söz ediliyor. Demek ki hadisi “insan insanın aynasıdır” şeklinde anlamak da mümkün.

Bu sonuncusu tekellüflü olabilir. Esas olan hadisin tüm vecihlerinin ana cümlesi olan “el-mu’minu mir’âtu’l-mu’min” hitabının efendimizin ashabına verdiği bir inşa dersi olduğunu düşünüyorum. Yani “mü’min müminin aynası olmalıdır, birbirinizin aynası olun, birbirinizi güzelleştirin, birbirinizi güzelleştirmeniz sırasında kırıp dökmeyin, baktığınızdan önce bakışınızı düzeltin, aynanız sisli puslu, sırçası kararıp dökülmüş bir ayna olmasın, doğru gösterin, karşınızdakini yanlış ve yamuk göstermeye kalkmayın, konveks ve konkav aynalar gibi olduğundan farklı göstermeyin birbirinizi, büyüğü küçük, küçüğü büyük, doğruyu eğri eğriyi doğru göstermeyin, hakikat neyse onu gösterin” gibi…

Bu durumda sizin endişeniz tam oturuyor. Burada Efendimizin muallimlik vasfı gereği öğretici ve inşaa edici olma vazifesinden yola çıkarak bunun inşai bir temenni olduğunu varsayarsak, her mü’minin aynalık yapamayacağını, yapanların da doğru aynalık yapması gerektiğini, tabi ki ayna diye baktıklarımızın da doğru gösterip göstermediğini kontrol etmemiz gerektiği sonucunu çıkarırız.
Mustafa İSLAMOĞLU

Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan 73 Fırka Hadisi Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiketler: mümin müminin aynasıdır

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top